Obezite, kişinin aşırı kalori alması ve az kalori harcamasına bağlı olarak vücutta aşırı miktarda yağ depolanması ile karşımıza çıkan durumdur. Obezite bugün dünya nüfusunun %25'ini etkileyen ve ilerleyen dönemde çok daha geniş bir popülasyonu etkilemesi beklenen bir hastalıktır.
Obezite'nin artışı beraberinde insülin direncini ve Tip 2 diabetes mellitusun ve diğer komorbid hastalıkların artışı ile birlikte seyretmiş; ancak ilginç bir şekilde hâlen Türk toplumunda yanlış beslenme ve obezitenin sonuçları olarak ortaya çıkan ve tetiklenen hastalıklar “hastalık” olarak görülüp tedavi noktasında insanlar hastaneleri doldururken, primer olarak altta yatan faktör olarak karşımıza çıkan obezite yalnızca yeme bozukluğu, oburluk, kendine hâkim olmama gibi basit kavramlara indirgenerek görmezden gelinmektedir.
Temel hastalık olarak gördüğümüz ve dünyanın bir hastalık olarak tartışmasız olarak kabul ettiği obezite için hâlen hastanelerimizde diabet polikliniği, hipertansiyon polikliniği, varis polikliniği, periferik damar hastalıkları polikliniği gibi poliklinikler varken obezite polikliniği yoktur. Öncelikle yapılması gereken obezitenin bir hastalık olarak kabul edilmesi ve her hastayı ayrı bir vaka olarak değerlendirerek kişiye özel tedavi alternatiflerinin sunulmasıdır.
Multidisipliner yaklaşım
Obezite tedavisinin multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiği kesinlikle gözden kaçırılmamalıdır. Gereğinde psikolog, psikiyatri uzmanı, endokrinoloji uzmanı, diyetisyen ve genel cerrahi uzmanlarının aynı masa etrafında toplanması ve tedavi alternatifleri noktasında hastaya destek olması gerekir.
Amacımız obezite tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım ile hastaya en iyi ve fayda sunacak tedavi alternatiflerini belirlemek; en güvenilir şekilde cerrahi ve medikal tedavi sürecini yöneterek en iyi sonuçları sağlamaktır.